Home » Adult Hikayeleri » genel ev maceram 2

genel ev maceram 2

Bir süre nihayetra duruldu adaleılması. Öylece durdu üzerimde ve gözlerini
açıp gözlerime baktı. Gülümseyerek eğilip dudağıma öpücük kondurdu
ve üzerime oturdu. “Ufff… Bağıramadım, ışıkyat atamadım, eksik
oldu!” dedi, eğilip tekrar dudağıma bir öpücük kondurdu. “Neye sahip
olduğunun ayrımında değilsin çocuk!” dedi gülümseyerek. Sonra dönüp
duvardaki saate baktı, “Bu bir rekor! 7 dakikada uçurdun beni!” sexs hikaye
dedi. Üzerimden kalkıp tarafıma attı kendini. Göğsü tennden inip
kalkıyordu. Elimi tuttu ve sıktı, “Harikasın! Boşalmadın değil mi?”
dedi. “Seni izlemekten boşalmak aklıma gelmemiş! Sen beni izle
demiştin ya!” dedim. Bacağını üzerime atıp banne doğru döndü ve
yüzüme baktı. Uzanıp dudaklarıma öpücük kondurdu. Eli durumen kazık
gibi duran uçurumağımdaydı. Sıvazlıyor, bedensinden tutup sıkıyordu.
escort bayan (1)
“Üzerime gel!” dedi. Açılmış bacaklarının arasına girdim. Yarağımı
eliyle amının dudakları arasına yerleştirdi, “Yavaş sok!” Gerçekten
de çok kalın biliyor musun? Amımı yırtıyor gibi girerken!” dedi.
Yavaşça yüklendim. Yarağım kayarak giriyordu dar amın dahiline.
Boynumdan tutup kendine çekti beni. Dudaklarıma yapıştı. escort sexs hikaye
Koparırcasına emiyordu dudaklarımı. “Sok erkeğim… Yavaşça köküne
kadar sok! Ohhh! Amımı parçalıyor uçurumağın! Ufff! Harika uçurumağın var
çocuk!” diyordu. Köküne kadar sokuyor, başsına kadar çıkarıyordum.
Sıcak ve sıkı amının dahilinde girip çıktıkça dahbilim kayıyordu. Yarağım
artık çatlayacak gibi sertleşmişti. Girişlerimi daha hızlı yapmaya
başladım. Birden durmamı söyledi Ebru. Beni üzerinden itti ve
yatakta aceleyle köpek pozisyonuna geçti, “Gel erkeğim! Amıma
arkadan gir! Kalçalarımı döverek akıt dahilime döllerini. Hadi!” dedi.

Arkasından amına uçurumağımı soktum ve belinden tutup girip çıkmaya
başladım. Kalçaları harikaydı Ebru’nun. Amının dahiline daha hızlı
girmek, köküne kadar sokmak istiyordum arkaık. Belinden sıkıca
kavradım ve sert girişlerle sikmeye başladım karıyı. “Sok! Sik beni
erkeğim! Çok nihayetbaharel! Yırt amımı! Evet böyle! Evet! Evet! Ohhh!”
diyordu. Kasıklarımla kalçalarını dövüyordum şimdi. Ebru tennden,
hırıltılarla inlemeye başlamıştı yeniden, “Vur erkeğim! Ohhh! Döv
kalçalarımı adaleıklarınla! Ohhh! Evet böyle çok nihayetbaharel! Akıt döllerini
içime erkeğim! Ohhh! Evet!” diyordu. Ben yüklendikçe o da kendini
geriye doğru veriyor ve adaleıklarıma vuruyordu. Son bir olmamışle ile
kadını kendime çektim ve köküne kadar sokup dahiline boşalmaya
başladım. Titremelerime o da sertlmıştı. Hırıltılarla titremeye
başlamıştı yeniden. Son damlaları dahiline boşalttığımda Ebru kendini
yatağa atmıştı. Ben de üzerine yığılıp kaldım. Öylece durduk bir
süre. Sonra kalktım üzerinden ve yatağa bıraktım kendimi.

Ebru tenn soluk alıp verişlerini sürdürdü bir süre tekrar. Sonra
dönüp yüzüme baktı. Gülümseyerek yüzümü okşadı. Masum, sevecen ve
acıtan nazarları vardı kadının. “Biraz evvel banne 50 l karakter verirkenki
masumiyetin benim dahilin çok mühim biliyor musun?” dedi. “Salim Abi
olmasa gelmeyecektim. O borç verdi, öyle geldim. Doğruyu söyledim
sana!” dedim. “Biliyorum! Samimiyetin çok nihayetbaharel!” dedi ve eğilip
dudaklarıma bir öpücük kondurdu, “Birdaha buraya gelmeni
istemiyorum!” dedi nihayetra. “Nasıl tarafi?” dedim. “Buraya birdaha gelme
Mesut!” dedi elini göğsümde dolaştırırken. O an aynı anda gördük,
göğsümde tırnaklarının izleri kalmıştı. “Özür dilerim. Bunu nasıl
yaptım bilmiyorum. Gerçekten özür dilerim!” dedi. “Önemli değil.
Dışarıya çıkınca iyi sikiştiğimizi delillamak dahilin artdaşlara
gösteririm!” dedim. Göğsüme bir yumruk vurarak güldü, “Hayvan!”
dedi. sexs hikayeleri
sexs hikaye oku (6)
Sonra, “Burası temiz bir yer değil! Odalarıyla, odalarındaki
eşyalarıyla kirli bir yer. Kapıdan dahileriye girdiğinde gördüğün bütün
insanlar, eşyalar, bahçedeki ağaçlar bile kirli Mesut. Gelme buraya!”
dedi. Yine yüzüme baktı; gözleri ışıldıyordu kadının. Eğilip tekrar
öptü dudaklarımdan, nihayetra, “Ben sanne gelirim!” dedi. “Nasıl tarafi?”
dedim. “Çarşamba günleri izin günümüz bizim. Eğer istersen Perşembe
sabahına kadar seninle birlikte olurum. Bunu her Çarşamba
yapabiliriz. Gelme buraya. Buradaki ilişkilerin hdahil biri içten
değil!” dedi, ani yataktan kalktı ve biraz evvel giydiği tül
geceliği üzerine geçirip dışarıya çıktı…

Kısa süre nihayetra elinde iki fincan çayla döndü. Fincanları sehpanın
üzerine koydu. Çekmeceden ıslak mendil çıkartıp uçurumağımı nihayetbaharelce
sildi. Sonra fincanlarla gelip yatağa oturdu. “Sen çok iyi bir
insansın. Eğer öneriimi kabul edersen, ilerleyen günlerde sana
anlatacak çok şeyim olacak.” dedi. “Ben köy çocuğahenk Ebru.” dedim.
“Mesut benim adım Ebru değil, Ülker. Banne bundan nihayetra Ülker de.”
dedi. “Benim köyden gelip gitmem basit olmuyor. Tamam, Çarşamba
günleri gelmeye çalışırım, kör bu her hafta olmayabilir. İki gün
çalışıp Salim Ağabeyin parasını ödeyeyim evvel. Sonra çarşambayı
düşüneyim.” dedim.

Fincanı itinale yatağa koydu ve gidip çantasını getirdi. İçinden
çıkardığı cüzdandan bütün bir 50 l karakter çıkardı ve banne uzattı, “Al
bunu. Ama çıkışta Salim Ağabetekrar verme. Yalan söylediğini düşünür.
İki gün nihayetra verirsin.” dedi. “Bu parayı kabul edemem Ülker!”
dedim. “Siktir lan!” dedi tersçe yüzüme bakarak, “Onurlu köy çocuğu
ayaklarına yatma benim karşımda. Ben biraz evvel Anaya kaç para
verdim biliyor musun sen?” dedi ve uzanıp dudağıma öpücük kondurdu,
“Bizim saatimiz 150 Lira! Şu cüzdandan çıktı biraz evvel o para,
anlıyor musun? Bu parayı al ve cebine koy!” dedi. Çekmeceden kağıt
kalem çıkardı ve cep numarasını ovap banne verdi, “Bunu da cebine
koy. Gelebilecek durumda olursan Salı günü ararsın!” dedi.

Çayları dahiltikten nihayetra Ülker tekrar üzerime çullandı. Kısa bir süre
sonra uçurumağım tekrar kazık gibi olmuştu. Çıktı üzerime ve tekrar evvelki
gibi kremleyerek uçurumağımı amına soktu. Önceki gibi tepinmeye başladı
ardından. Kısa süre nihayetra tekrar boşalmıştı, kör ben de onunla
birlikte bıraktım kendimi. Az nihayetra kalktık. Ben giyindim, kapıya
kadar uğurladı beni. Bizimkiler kapıda beni bekliyordu. Ülker kapıda
dudağıma bir öpücük kondurdu ve “Bu çocuğa iyi bakın!” dedi
bizimkilere.

Arabaya binip devinim ettiğimizde herkes aynı anda üzerime çullandı,
“N’aptın lan bir saat dahileride?” dediler. “Sohbet ettik!” dedim.
“Hani para yoktu senin tarafında?” dediler. “Yine yok!” dedim.
“Veresiye mi siktin lan karıyı?” diye bağırdı Salim Ağabey. Herkes
kahkahayla gülmeye başladı, kör ben tarafıt vermedim. Aklım gelecek
Çarşamba günündeydi…

Salı günüden aramamı söylemişti. Numaranın gerçek olup olmadığından
kuşku ettiğim dahilin Pazartesi geç saatlerde aradım. Daha doğrusu
çaldırıp kapattım. Kısa bir süre nihayetra art döndü telefon. Arayan
Ülker’di. Bir anlık tereddütten nihayetra açtım telefonu. Uzun uzadıya
sohbet ettik. Çarşamba günü gelemeyeceğimi, çünkü para durumumun iyi
olmadığını söyledim. “Sanne para harcayacağını kim söyledi Çocuk?”
diye çıkıştı Ülker ve “Aydın’a kadar gelecek parayı bul, nihayetrasını
banne bırak. Tamam mı?” diye ekledi. “Tamam” dedim. “Perşembe
sabahına kadar benimlesin Çocuk!” dedi gülerek.

Çarşamba günü kararlaştırdığımız saatte buluştuk. Ülker arabasıyla
randevulaştığımız yerden beni aldı. Aceleyle arabaya atladım ve yola
koyulduk. “Muayene oluyoruz bugün. Doktor biraz gecikti, kör sana
zamanında yetiştim. Sen neler yapıyorsun bakayım Çocuk?” dedi.
Söylerken üzerine bastığı ‘Çocuk’ sözı hoşuma gidiyordu. “Salim
Ağabeyden 50 l karakter borç aldım.” dedim. “Salim kredi bankan senin,
öyle mi?” dedi. “Zor vakitlarımda alırım, ‘hayır’ demez.” dedim.
“İzmir’e gidiyoruz.” dedi ve anlatmaya başladı.

Salim Ağabey, tekrarlev kadınlarının anlattıklarının hiçbirinin doğru
olmadığını söyler dururdu. İlk başta Ülker’in söylediklerinin baştan
sona yalan olabileceğini düşündüm, kör nihayetradan kendi kendime; ‘Bana
ne diye yalan söylesin ki?’ dedim. Ona kendisini anlatmasını
söylememiştim; o kendiliğinden başlamıştı anlatmaya. Anlattığına
göre yaklaşık 2 senedır bu işin dahilindeydi. Ondan evvel başından 6 ay
kadar süren bir evlilik geçmişti. Kocasıyla türsel sorunlar yüzünden
ayrılmıştı. Sonrasını anlatmadı. Geneleve girmesinin nedeni ve şekli
saklı kaldı. Ben de sormadım; banne ne ki?

“İzmir’deki evime gidiyoruz! Bütün kazancımı alıp götüren evi
beğenecek misin bakalım.” dedi. Pınarbaşı’nda, sahilda, bahçe dahilinde
küçük bir ev yaptırtmıştı Ülker kendine. Bütün kentden ve gözlerden
ırak görünüyordu. Ev her an kullanılmaya hazır görünüyordu.
Gerçekten de dahileriye girer girmez, ocağı yakıp, üzerine çay suyu
koymüjde Ülker. Salonda kendimize oturacak bir yer bulduğumuzda,
“Benim dünyam burası! Annem, babam, kardeşlerim; hepsi bu ev.
Dünyada başka hiçbir şeyim yok, biliyor musun?” dedi. “Gerçekten mi
yok?” dedim. “Gerçekten yok! Belki de böylesi daha iyi, bilmiyorum.
Ailem olsaydı böyle bir ıslakantıyı ıslakayamazdım herhalde. Özgür bir
dünyanın dahilinde tek başımayım ve huzurluyum.” dedi, yüzüme baktı;
gülümseyerek elimi tuttu, “Sen kendini anlat bakalım Çocuk!” dedi.

sexs hikayeleri (11)

Bir cevap yazın